DOĞANIN UÇAKLARI
CHERRIE D. BARMVVELL
Insanoğlu yeryüzünde göziikmeden çok önce doğa, canlı uçaklar denlyordu. Bunlar pte-rodaktillerdl, uçmağa teşebbüs eden ilk omurgalı hayvanlar. Karalara dinazorlar, denizlere yüzen dev sürüngenler tarafından hükmedildiğl devirlerde havada yaşadılar.
Pterodaktiller, herbiri özel yaşama tarzlanna uygun olan çeşitli şckiller-de gelişmişlerdi; serçeye benzer yaratık-lardan tutun da kanat uçlan arası 9 met-reyi bulan devlere kadar. tnsan yapısı bazı uçaklarla kıyaslanırsa 9 metrelik kanat açıklığı belki pek biiyük sayılmaz ama bugün yeryüzünde görülebilecek en biv yük kuşunkinden —ki o da kanat açıklığı ancak 4 metreyi bulan Albatros'tur— iki misli daha fazladır.
Pterodaktiller boyutlan bakımından ol-duğu kadar şekilleri bakımmdan da ilgi çckici farkhlıktaydılar. Bazılan kısa güç-lii kanatlı, bazılan rüzgânn direncini azah-mak için satıh oranı yüksek, uzun ve dar kanathydı. Ilk pterodaktiller güçlü arka ayaklan vardı ve iyi yürüyebiliyor, tırma-nabiliyorlardı; sonralan uçmak önem ka-zanınca bunlar büzüldüler, küçüldüler. Pterodaktillerin kuyruklu ve kuyruksuz olanlan vardı ve birçok türün dişleri ise
40
Pterodaktllus antlquus. Jura dcvrlnde bugün-kü Bavaria bölgeslnde yasamış köçük blr tttr.
değişik gıda rejimlerine (!) göre değişik yapıdaydı.
Dimorfodon. 180 miiyon yıl önce Ingil-tere'de yaşamış ilkel bir pterodaktildir. Kuyruk dahil gövdesi 1 metreye yakındı. Dimorfodon'un kelime anlamı «iki tür diş» dir. Hayvanın ağzının ön tarafında ısırmak için keskin ve sivri dişleri, arkada da ez-mck için yassılmış dişler vardı. Diğer bü-tiln pterodaktillerde olduğu gibi kanatlar, yarasalarda da görülcn zara benzer bir de-ri tabakasmdan yapılmıştı. Fakat dört par-mağı zarla kaplı ve sadece basparmağı serbest olan yarasalardan farklı olarak ptcrodaktillerin kanatlannın ön kenan haddinden fazla uzamış büyük brr par-makla dcstekleniyordu. Bu kanat-parmak dördüncü parmaktı. ilk üç parmak kana-dm öniindc küçük tımaklar hulindcydilcr ve beşinci parmak yoktu. Bu ince ve elâs-tik kanadın ard kenan kanat ucundan göv-deye veya ayakiara bağlandığı yere kadaı mcsnedsiz olarak açılıyordu.
Dimorfodon gibi ilk pterodaktillcr ka-nat çırparak uçuş için çok iyi bir yapıya sahiptirler. Oldukça kısa kanatlan ve bun-lan çalıştırmak için giiçlü göğüs kaslan vardı. Uçmak dolaşma aracıdır ve bir hay-li enerji sarfettirir. 1yi gıda veya «yakıt» alınması gcrcklidir ve bu, uçuş için lâzım olan enerji ve güç icin yakılmahdır. Hay-van, mctabolizmasını hızlandırmak, ısı üretmek zorundadır vc bu ısıyı muhafaza ctmek için bir metod geliştirilmclidir. Şim-di biliyoruz ki pterodaktillcr bir zamanlar sanıldığı gibi soğukkanlı sürüngenler de-ğil, kuşlar ve memeliler gibi sıcakkanlı yaratıklardı. Soguktan korunabilmek için vücutlan tüylü olarak geliştilcr ve bu tüy-Ier yarasalarda olduğu gibi kanatlar hariç vücutlanmn açıktaki bütün yüzeyini kap-Iıyordu. Pterodaktiller uzun uçuşlarda kaslann çalışmasıyla üretilen fazla ısıyı da kaybetmck için bir sistcme sahip ol-mak zorundaydılar. Çıplak kanatlar gere-ken hallerde, zann içinde kanallar halin-de giden kanı soğutmak için bir radyatör vazifesi görerek bu amaca hizmet cdiyor-lardı.
Rhamphorhynchids kanatlanndakl tımakpar-
maklar sayesinde ağaca tırmanablllyordu.
Serçe büyüklüğündekl ptorodaktlllor balık av-larken.
Dimcrfodon'un uzun, düz bir kuyruğu vardı. llk pterodaktillerden bir başkası olan Rhamphorhychus'un resmi bize, kuy-ruğun sonuna eklenmiş küçük bir yön ve-rici deri parçası ile aynı özelliklerin dc-ğişik bir şcklinî gösteriyor. Bu tür kuyruk-lar yaratıklara kanatlanm çırpsalar da, süzülseler de dengeli bir gövde sekli veri-yordu. Ancak ptcrodaktillerin daha sonra-ki evriminde kuyruk terkedilmiştir. Bu nc-den böyle olmuştur ? Ağırlığı azaltmak için diye kısmi bir cevap verilebilir. fakat asıl sebep dengesiz, kararsız bir gövde şekli meydana gctirilmcsidir. Uçan uayvanlar bu amaçla şekillcrini değiştirirler ve bu onlara yüksek bir manevra kabiliyeti sağ-lar.
11
Dimorfodon
Dengesizliğin evrimi, kontroi sistemin-deki bir artışla uyumlu oimuştur. Yani si-nir sistemi, hassas ayarlamalan temin ede-bilecek çabuklukta çalışmalıdır. Dengesiz-lik ile hassas kontrol arasındaki bu para-lellik kuş ve pterodaktillerin geçmişlerin-de görülmektedir.
Böyle bir sistem uçak kullanan pilot tarafından hassasiyetle taklit edilemez. Çünkii pilotun sinirscl tepkileri motora kontrol cihazlan aracıhğıyla aktanlmah-dır ve bu şiiphesiz ki vücudun doğrudan
42
doğruya yapacağı bir ayarlamadan daha çok zaman alır.
Zamanla kısa kuyrukiu pterodaktiller ilk uzun kuyruklulann yerini tamamen al-dılar. Bunlann boyları çeşitli büyüklük-teydi. Meselâ Pterodaktilus bir serçeden büyük değildi. Bu küçük yaratıklara ait iyi muhafaza edilmiş birçok iskelet ince da-marh Bavarya arduvazı içinde yapılan ka-zılarda bulunmuştur.
En son buluşlar kuyruksuz pterodak-tillerin bir zamanlar Çin'de yaşadığmı
Bugünkü Bavaria bölgesinde birçok pterodak-tll iskeletl bulunan arduvaz madeni.
göstermiştir. Dsungaripterus adlı bu hay-vanlar tuhaf bir görünüşe sahiptirler. In-celemelcr gösteriyor ki bunlann kanat açıklıgı 4,5 metreden fazlaydı ve dişlcr yalnızca çenenin arka tarafmda bulun-maktaydı. Gagalannm devrik şekli onlara devamlı gülümsüyorlarmış gibi bir ifade veriyordu. Zaten avlayacaklan balıklara şirin gözükmek için buna ihtiyaçlan vardı.
Uçan sürüngcnler daha milyonlarca yıl dünyanın her tarafmda boy göstermeğe devam ettiler ve çok gelişmiş dev bir ya-ratık olan Pteranodon ile evrimlerinin do-ruğuna eriştiler.
Paleantologiler bu değişik hayvanm ya-şama tarzını ve uçuş dizaynmı anlamakta uzun yıllar giiçlük çekmişlcrdir. Bu, dün-yanın gördüğü en büyük uçan canlı ma-kine idi; dördüncü parmak, 9 metrelik bir açıklığa sahip ince zardan devasa kanadı desteklemek amacıyla fevkalâde uzamıs-
lyl muhafaza edllmis blr Phamphorhynchua phyllurus Iskeleti. Parmaklar arasındakl zarın ve kuyruktaki deri parçasının izlerl açıkça gö-riilüyor. (Tabii boyunun onda blri oranındadır)
Hayvanların önemll karakteristiklerinden biri olan haddinden fazla uzamış parmak bu It-
kelette açıkça görülüyor. (Solda)
Uzun kuyruklu Rhamphorhynchid iskeleti.
tı. Ayak bileklerine kadar genişleyip açı-lan bu kanat 5,5 metrekarelik bir yüzey teşkil ediyordu. Ağırlığı azaltmak için miimkün olan herşey yapılmıştı. Arka ayaklar o kadar küçülmüştü ki, bu kısa ve büzülmüş şeylerin üzerüıde hayvamn ayakta durma olanağı ortadan kalkmıştı. Aslında bunlar hayvan başaşağı asılarak dinlendiği zaman askı çengeli vazifesi gö-rüyorlardı.
Kuşlarda da oldugu gibi bütün dişler yokolmuş yerini boynuzumsu bir madde-den yapılmış gaga almıştı. Dişler oldukça ağırlık yaparlar ve gagası olan bir kuş için pek değerleri yoktur. Ağırlığı azalt-manm bir sonraki safhası kanat çırparak uçan kuşlar için gerekli olan güçlü uçuş kaslan kitlesinin atılması olmuştur. Pte-ranodon öncelikle süzülerek uçan bir hay-vandı. Fakat ağırlığı azaltmanm en ina-nılmaz uygulaması kendini iskclette gös-tcrmiştir. Biitiin kemiklerin içi boştu ve havayla doluydu. Hatta kanatlan destek-leyen ve bazılart I metreyi aşan silindir şeklindeki parmaklar bile bir kurutma kâğıdından daha kalın değildi ve içten
çaprazlama gergilerden meydana gelen hassas bir örgü tarafmdan destekleniyor-du.
Gövdenin bu hafiflemesi Pteranodon'a ortalama 18 kilogram civarmda bir ağır-lık temin etti. Bunun sonucu olarak kanat-lar tam açık olduğu zaman kanat yükü 0-31 gr/cm'- gibi çok düşük bir miktara indi.
Mekanik açıdan Pteranodon'un anlaşıl-labilmesi tam bir mühendislik problemi-dir ve Reading Üniversitesi Uy_gulamalı Fiziksel Bilimler Bölümündeki uzmanla-nn yardımlannı aldığım için kendimi çok talihli sayıyorum. Burada bana planörle-rin performanslannı tahmin için düzen-lenmiş bir kompüter programı sundular. Aynı biçimde bir analizi, uçağa hakim olan aerodinamik kaideler çerçevesinde hare-ket eden Pteranodonlar üzerinde uygula-mamak için hiçbir sebep yoktu.
Koinpüterin Pteranodonlann ı-çuş per-formanslanna dair tahminler verebilmesi için ihtiyacı olan bilgileri kendisine ver-dik Bunlar Tablo 1 de gösterilmistir:
-II
TABLO 1.
Kanatlar Kanat uçları
lam açık kıvnk
Kanat açiKİıgı 9 m. 6,5 ra.
Kanaı alanı 5.80 m= 4.46 m2
Satıh oranı 11.7 8,1
Ağırlık 18,12 kg l&.U kg
Kanat yükü 0,31 gr/cm2 0,41 gr/cm2
Direnç katsayısı
yatay parçası 0,06 0.06
Direnç katsayısı
dikey parçası 0,06 0,06
Gövde dirtnci 2,0 2,0
K seyir 1,15 1,15
K tırmanma 130 1.30
Tırmanma
katsayısı 1,20 1,2ü
Üzerinde durduğumuz kcnularla ilgili zaruri istatistikleri toplayarak, kompüte-re verdikten sonra sonuçlan almaya başla-dık.
Sabit süzülmeye ait olan birinci seri sonuçlaır Pteranodon'lann dünyanın en yavaş uçan yaratığı mükâfatının (!) sahi-bi olduğunu bize gösterdi. Kendilerini ha-va akımına bırakarak 11-35 deniz millik bir menzil içinde uçabüiyorlardı. Kanat
Çok lyl muhafaza edllmlş kıta kuyruklu blr
pterosaur iskeletl.
uçlanm kıvırarak direnci azalttıklari za-man uçuş hızlan az da olsa artabiliyordu. Son derece düşük olan kanat yükü, yaratı-ğın bir nevi tarih öncesi uçurtması gibi havada, ancak yere düşmeyecek kadar du-rabildiği anlamına gelmektedir. Diişüş ve-ya pike nisbeti ise en hızlı uçuş süratinde ancak 1 deniz mili kadardı.
Hayvanın havalanması pek güç değil-di. Çünkii bu iş içiçn gereken hız 11 deniz mili kadardı. Bu sebeple hayvan hava akımlanndan faydalanarak uçabilmek için kendini dik yerlerden boşluğa bırakmak gibi bir zorunlulukla karşı karşıya degil-di. Hafif bir rüzgâr kalkış için yeterliydi.
Keza iniş de yavaşca yapıldığı sürece gayet kolaydı. Sert bir inişin bu narin ya-pılı hayvanı harabeye çevireceğini düşü-nen kişiler de vardır. Muhtemelen. kuşlar vc planörler gibî konmayı mümkün oldu-gu kadar yavaş yapabilmek için rüzgân karşılarına alıyorlardı.
Ikinci seri sonuçlar, Pteranodon'lann kanatları 57 derece meyilli olarak ancak vançapı 6 metreyi biraz aşan bir daire çizerek dönebildiğini bize gösterdi. Bu, ka-nat açıklığı 9 metre olan bir hayvan için son derece dar bir dönüş olup süzülme hızının düşük olmasımn bir sonucudur. Hayvan yavaş hareket ettiği zaman yük-sek manevra kabiliyetine sahipti.
Kompüter son olarak, Pteranodon'un sıcak havanın yükselmesi ile meydana ge-len cereyan karşısmdaki durumunu açık-ladı. Süzülerek uçan bir hayvan veya pla-nör yükselen sıcak hava sütunlan içinde dairelcr çizmek suretiyle yükseklik kaza-nabilir, yeter ki havanın yükselme hızı hayvanın düşüş hızından fazla olsun. Tah-min edebileceğiniz gibi kompüter, çok ha-fif olan uçan yaratığımız için de aynı şeyi söyledi. Hatta daha zayıf sıcak hava ce-reyanlannın bile yeteceğini belirtti. Hay-vanm gayet dar olan dönüş dairesi bura-da işe yanyordu. Bu dar dönüşler onun daima sıcak hava cereyanının ortasında kalmasını ve böylece kaldırma gücünün en fazla olduğu bu bölgeden faydalanma-smı sağhyordu. Hesaplanmız hayvanın orta şiddette bir sıcak hava cereyanı için-de daireler çizerek 5 dakikada yanm mil-den fazla yükseklik kazanabilcceğini orta-ya koydu.
Her nekadar çahşmalanmız süzülerek uçuş üzerinde toplanmışsa da bu Pterano-
45
Pteranodon. Şimdi Kansas (A. B. D.) eyaletinln bulunduğu yerdeki Mesozoik denlz sema-larının en güçlüsü, hükümdafl I
don'un kanatlanm çırparak uçmadığı an-Iamına gelmez. Pteranodon süzülme yolu-na diğer hayvanlardan daha çok müracaat etmekle beraber, onu yüzde yüz süzüle-rek uçan bir yaratık olarak düşünmek güçtür. Albatroslar bile havalamrken ka-nat çırpmaktadırlar. Halen üzerinde ça-Iıştığımız konu Pteranodonlann iri kanat-lannı çırpabilmek için yeterli kaslara sa-hip olup olmadığımn tayinidir.
Kanat çırpma veya çırpmama konu-sundan başka daha birçok sır hâlâ Ptera-
nodon'u sarmaktadır. Meselâ başının ge-risindeki büyiik ibiğin rolünün ne oldu-ğunun kestirilmesi güçtür. Başın boyun ekseni etrafmda dönmesini kolaylaştır-mak için gagaya karşı bir denge rolü oy-naması mümkündü. tbik olmasaydı başı kontrol etmek için güçlü ve ağır boyun kaslanna ihtiyaç olacaktı ki bunlar da ince ve içi boş ibikten çok daha fazla ağır-hk yapacaklardı.
Hayvanın aerodinamiğe ait problcmle-ri yaşantısımn diğer safhalanyla ilgilidir.
M
Mcselâ, hayvan bahk yiyerek beslendiği için bunları tutmak zorundaydı. Bun una-sıl becerdi ? Dirçok nedenlerden ötiirü su-yun derinliklenne dalamıyordu. Bunlar arasında çok düşük izafi ağırlığı, hızlı bir pike için oldukça yavaş kalan uçuş sü-rati, gövdesine düz bir şekil verebilmesi için kanatlannı iyice katlayamaması sayı-labilir. O halde Pteranodon ya suyun üze-rine konarak dev bir ördek gibi yüzüyor-du veya suya yakm bir yükseklikte uça-rak bahklan uzun gagasıyla topluyordu. Üçüncü bir ihtimal bugünkü bazı yarasa-larda olduğu gibi çengele benzer ayakla-nyla bahklan tutmasıdır.
Fakat Pteranodon yalmzca bahklarla yaşamamış, karşı cinsin eşliğinden de ol-dukça hoşlanmıştır. Pterodaktiller kara-da çiftleşmek zorundaydılar ve bu işte de muhtemelen beceriksizdiler. Kanat tırnak-lan şüphesiz çiftleşme sırasında karşı cin-si tutmağa yanyordu. Bundan sonra dişi
Bütün bu fikirler şüphesiz ki yanhş, gerçek dışı fikirlerdir. Ama 3-5 yaşındaki bir çocuktan, daha yüksek filozofça fikir-ler beklemek de şüphesiz ki gene gerçek dışıdır.
5 yaşından sonra cinsî hayatın belirti göstermediği bir devre ortaya çıkar. Bu-na gizli devir denir. Bu devre bir hafıza kaybı ile birlikte gider. Bu istekler şuur altma itilir. Gerçek hatıralar yerine onlan örten perde olaylar hatırlanır (buna perde hafıza denir).
Bu devrelerin erginler tarafından ka-bul edilmemesinin sebebi bu hafıza bo-zukluğudur.
Rüyalar ve ruh hastahklan ile psikana-litik temaslar bu hafızayı yeniden canlan-dırabilir.
Böylece «kurdun kuyruğu koparsa» fık-rasının, şekil değiştirmiş çocukluk cinsi-yeti ile ilgili endişeleri ifade eden bir fık-ra olması ihtimali kuvvet kazanır.
Psikanalitik tarihte kurt adam diye ta-nınan bir adam, çocukluğunda şu rüyayı görmüş :
Penceresinin karşısında bir ceviz ağacı varmış. Ona bakarak uyumuş. Ceviz ağa-
Pteranodonlar ya küçük yumurtalar yu-murtluyorlar veya küçücük canh yavru-lar doğuruyorlardı. Tabiidir ki Pterano-don hanımlar öyle ağır bir gebeliği kaldı-ramazlardı I
Mesozoik zamanın sonunda dinazorlar ve daha birçok hayvanla beraber Pterano-don'un da nesli tükendi. Bu, doğanın bü-yük sırlanndan biridir ve hâlâ izah bek-lemektedir. Pteranodon'un eceli için, mu-tedil bir iklimden sert iklime geçiş sebep gösterilebilir. Onun hafif ve narin gövde-si güçlü rüzgârlara dayanabilecek yapıda degildi.
Nesillerinin tükeniş sebebi ne olursa olsun Pterodaktiller 100 milyon yıldan fazla bir süre göklere hükmetmeği becc-rebildiler. Havacıhk ilk ağızda onlann fev-kalâde şekillerini etüd edemediği için ol-dukça yoksul kalmıştır.
AIR BP'dcn derleyen: TURHAN TURGUT
cında zannederim 7 kurt belirmiş. Bunla-nn çok uzun kuynığu vannış. Kendisini yiyecekler diye bağırarak uyanmış.
Kuyruğun uzun olması nedeni sorulun-ca, aklına bir kurdun kuyruğunu kesen terzinin fıkrası gelmiş. FREUD bu kuyruk kesme olaymı. çocuğun kastrasyon komp-leksine bağlamış.
Aym kurtanlması olayına benzerliği yüzünden, ters bir anlatım tarzı olan bir rüya ile yazımı bitirmek istiyorum.
Sudan çıkmak doğum alâmetidir. Suya girmek anne ile birleşme anlamına gele-bilir. Erkekler için doğru olabilen bu an-lam, kızlar için doğru olmasa gerek. Bu daha çok anne gibi olmak, onun gibi co-cuk doğurmak arzusunu belirtebilir. FRE-UD'ün doğum olayına bagladığı ve bir ka-dm hasta tarafından göriilen bu rüya il-ginçtir.
«Tatilimi geçirdiğim bölgedeki .... gö-Iünde, karanhk sulann ortasında bulunan ayın tam bulunduğu yere kendimi fırlat tım».
Acaba ayı kurtarmak için mi, dersiniz ?
NASRETTİN HOCA ve PSİKAN ALİZ KUYUDAN ÇIKAN AY YA DA DOĞUM
(Baftaratı Sayfa »'dti