Saçlar Neden Dökülür

SAÇLAR DAHA DOGUMDAN EVVEL DÜŞMEYE VE BUYUMEYE BAŞLAR ERKEKLERİN YARISt KESİN SEBEPLER BILINMEDEN SAÇLARINI KAYBEDEREK DAZLAK KAFALI OLMAKTADIR. UZMANLAR SAÇLI DERİ AŞILARI İLE DAZLAKLlCl GİDERMECE ÇALIŞIYORLAR.
aç dökülrnesine tıp dünyasında alope-
si denir; Bu kelime yunancada tilki
anlamına geliyor, eski yunanlılara göre
tilkinin bir hastalığında bütün tüyleri do-
külüyordu.
Normalde saç iki kısımdan yapılmış-tır: Saç kökü ve saç gövdesi. Saç kökü de-riye gömülü olup «saç kökü soğanı» denen bir şişkinlik gösterir; bu şişkinliğin en alt kısmına giren deri memeciği (dermal pa-pilla) saç kılının damarlannı, sinirlerini ve renkli maddesini (melanin) geıirmekte-dir.
Saçın deri iizerinde kalan kısmı saç gövdesidir. Her saç köküne yağ yapan bir bez açılır. saçı anlamak için yalnız kılı de-ğil, kılyağ bezi bileşimini düşünmek gere-kir. Saç köküne yapışan ve ancak mikros-kopla görülebilen kaslar —ki bunlara erektör kaslar, yani saçları havaya dikici kaslar denilmektedir— heyecan etkisi ile saçların dimdik olmasına sebeb olurlar.
Mikroskop altında saç kesitine bakar-sak içiçe üç tabaka görünür: Saç iliği, saç kabuğu (korteks) ve cuticula. Kabuk tabakası en önemli tabakadır; burada sa-ça renk veren boya hücreleri (pigment hücreleri) ve saçın kopmaya karşı diren-cini sağlayan tımaksı madde (keratin) hücreleri bulunur. En dışındaki cuticula tabakası dam kiremitleri gibi birbirini ört-müş tek sıra hücrelerden yapılmıştır.
Bir hayvanın kürkündeki kıllar hep bir-likte uzar. Saçlar ise insanın diğer kılla-nndan bağımsız olarak ve zaman zaman büyürler.
Döl yatağı (rahim) içindeki insan yav-rusunda ilk saç örnekleri 3. ayın sonuna
doğru alında belirir. Fakat ancak gebeli-ğin 7. ayındadadır ki saçlar deriyi dclip görünür hale gelirler, yine gebeliğin 7. ayındadır ki döl yatağı içindeki yavrunun saçlan kendiliğinden dökülür (birinci saç dökülme devri). Bebekteki ikinci saç dö-külme devri doğumdan hemen sonraya rastlar. Bugüne kadar bu olayın sebebi tam açıklanamamıştır. Bazı deri uzman-Innna göre bebeğin anneden ayrılması ile bebek vücudundaki hormon seviyesindc ani bir düşme meydana gelmekte ve saç dökülmesine bu olay sebeb olmaktadır.
Geriye dönüşii olmtyan bir olay:
Saçlann zaman zaman büyüyüp dökül-meleri kişinin ölümüne kadar aralıksız de-vam eder; bu değiştirilmesi ve durdurul-ması mümkün olmıyan bir olaydır. Her saç 3 safhadan geçer: llki büyüme saf-hasıdır, saç kökü soğanındaki hücrelerin süratle çoğalmaları sonucu ortalama 3 se-nede bir saç kılı meydana gelir. îkinci safha 2-3 hafta sürer, bu sırada saç kökü soğanındaki hücrelerin bölünerek çoğal-masında bir duraklama vardır. Üçüncü safha veya dinlenme safhası 34 ay sürer ve saç kılının ölümü ile sonlanır. Üçüncü safha sırasında saç kökü soğanı gömülü ol-duğu deriden koparak ayrıhr ve 60-90 gün zarfında deriden dışanya atılır. yani saç düşer. Bu şekilde normal olarak günde 20-40 saç kıh düşmektedir.
Saçın yeniden büyümesi çeşitli etken-lere bağlıdır. Böylece saç büyümesi başın tepesinde 129 gün, şakak bölgesinde 117
27
Ağır sac dökülmesinde saçlı derl aşısı tek çaredir. Saçları dökülmüs deriden küçük sillndir seklinde parçalar kaldırıldıktan sonra operatör boş kalan yerlerl artkafa derisinden aynı bi-çimde kesllmiş saçlı deri parçaları lle doldurur.Sonuçiar genelllkle memnunluk vericidir, fa-kat bu ameliyat ancak iyi seçilmis az sayıdaki vak'ada uygulanmaktadır.
gün almaktadır. Saçlar yazın daha hızlı uzarlar, bu herhalde sıcakhğın artmasın-dan ileri gelmcktedir; saçlar kadmlarda dalıa hızlı uzadığı gibi 15-30 yaşlan arasın-da da cn hızlı büyürlcr; saçlann uzama hızı 50 yaşından sonra çok azalır.
Normal olarak bir saç kılı günde 0.35-0.40 mm. uzar (senede 15 cm civannda). Saçın büyümesi genellikle 3 sene, bazen 5-7 sene sürer, o halde bazı artistlerin tab-losunu çizmekten o kadar hoşlandıklan bel hizası altına kadar inen çok güzel saç-lara gerçek hayatta çok az rasllanabile-cektir.
Yapılan hesaplara göre saçlann 85 ° i büyüme, 1 % i duraklama ve 14 °/o ü din-lenme-düşmc safhasında bulunmaktadır. Büyüme halindeki saçların oranı çocuk-lukta en yüksek olup yaş ilerledikçe azal-maktadır. Düşme halindeki saçlann oranı ise 20 yaşında 5 % iken 50 yaşlannda 50 % ye yükselmektedir; yani 50 yaşlar civa-nnda saçların sayıca yarısının kaybedil-mesine bağlı. gözle görülcbilen bir saç sey-reklcşmesi söz konusudur.
Bu normal saç dökülmesi, saçlar baş-langıçta ne kadar seyrek ise o derece be-lirgin (bariz) olmaktadır. Saçların ne ka-dar sık olacağını kalıtım belirlemekıedir; saçlann sıklığı şahsa göre cms de 80 ile 330 arasında değişir. Normal bir erişkin-de saçh derinin cm: sinde ortalama 200-250 saç bulunur, bu, saçh derinin tamamı için 120.000 saç demektir.
Saçlann bir bütün halinde değerlendir-mesini yapmak tabii ki mümkün değildir, çünkü üç safhaya ait saçlar saçlı deri üze-rinde tamamen gelişigüzcl bir dağılım gös-termektedir. Bu bakımdan son senelerde
hastahanelerin deri hastahklan bölümle-rinde şöyle garip bir test yapılmaktadır: Saçlı derinin değişik noktalanndan, on ka-dar saç kıhndan yapılmış, küçük saç dc-metleri yolunmakta ve bu saçlar lam ile lamel arasına konularak mikroskop.'ta in-celenmektedir.
Trichogram (Yunanca trichos: kıi) de-nilen bu incelemede kan hücreleri sayar gibi saç kıllan sayılmakda ve böylece edi-nilen bilgi bir kan sayımı gibi tanıya ve hatta bazen hastahğın geleceği üzerinde yorumda bulunmaya yaramaktadır.
Büyüme safhasındaki bir saç gövdesi mikroskop altında koyu kahvcrengi ve çift kıhfla sanlı olarak görülür. Durakla-ma safhasma ait bir saç da çift kılıfla sa-nlmıştır, fakat saçh deri tarafındaki ucun-da «lobut şeklindc» bir şişkinlik gösterir. Dinlcnme-düşme safhasına ait bir saç çok defa daha küçüktür, mikroskop'da küçük bir torbanın çevrelediği açık renkli bir lo-but şeklinde görülür; böyle bir saçın göv-desi kılıflannı kaybetmişdir.
Saçlar ve saçlı deri üzerindeki orijinal çahşmalan ile gecen sene Tıp Araştırma Bağışı ödülünü kazanan Cochin Hastaha-nesi'nden Dr. Micheline Maric'ye göre trichogram saça zararlı etkenleri belirte-bilecek önemli değişmeler göstermekte-dir.
Meselâ bazı vak'alarda düşme safha-sındaki saçlar çok artmakda, büyüme saf-hasındaki saçlar ise azalmaktadır. Böyle bir trichogram'a bir şok'dan sonra başh-yan ani, vavgın saç dökülmelerinde-ki az ilerde incelenecektir-ve erkeklerin yağlı deriye bağlı saç dökülmelerinde (seboreik alopesi'de) rastlanıyor.
28
Saç dokulmesl çcşitli sekillerdedir, şemada en sık rastlanılan şeklller görülüyor :
1 — Alın - Saç sınırının geri çekllmesi
2 — Tepenln açılması
3 — Tepenln ve alın köşelerinin açılması
4 — Yalnır artkafa ve sakaklarda saç kalışı
(Hıpokrat tipi)
Diğer bazı vak'alarda kıl yatağı (foli-kiil'ii) zedelenmiş ve büyüme safhasında-ki saçlar azalmıştır, Dr. Marie'yc göre bu durum pelad denen bir çeşit saç dokülme-sinde ve ilâçların scbep olduğu saç dokül-melerinde meydana çıkmaktadır.
Nihayet bu iki ceşit trichogram bir ara-da görülebiiir, kadınlarm bazı öncmli saç dökülme vak'alarında oldugıı gibi.
Değifik Eıkeııler.-
Saç dökülmesi sırasında saçlarm hepsi veya bir kısmı dökülebilir; saç dokülmesi birkaç hafta sürüp durabildigi gibi müz-minleşip aylarca devam edcbilir.
Pelad saç dökülmesinin özel bir şekli-dir; şoyle ki erkeklerde gitgide ve önünc gcçilmez bir şekilde ilcılcycrck bülün saç-ların kaybına yol ayan yaygın sac dökül-melerinin aksine. pelad'da sınırh bir böl-gedckı saçlâf düser vc bu bölgedc ckseri ycniden saç büyür. Bazen çocuklukda baş-lıyan, yaşhlarda isc ender ulan pelad, Dr. Maricye güre bir ruhbedeıı hastahğı, ya-ni psiko-somatik bir hastahkdır; bu ba-kımdan mide Ulser'inc benzer.
Pelad'ın sebcbi kıl çevresindcki damar-larda sempatik sinir sisteminin dengesiz çahşmasına bağh bir daralmadır (spasm).
0 halde sempatik sinir sistcmini etki-lcyen bölgesel sebepler ve bu arada kulak, boğaz, burun veya dişlerde biı iitihap aranmalıdır. Deri uzmanlan uzun zaman bazı dişlcr ile saçlı derideki pelad bcilge-lcrinin dağıhmı arasında yaktn bir ilgi dü-şündülcr. Meselâ üst cenedc 1. azı dişinin iiıihabı basın yan kısmında. 2. a/.ı dişinin iltihabı başın yan ve arka kısmında. 3. azı dısirıin iltihabı ise sadece başın arka kıs mında pclad dcncn S8Ç diıkülmc sahala-rıııa sebep olmakta idi. Bu teori daha son-ra değcrini kaybctti. Bu teorinin bugün de doğru kabul edilcn taralları şunlardır ; bir dis kistinin cıkartılması bununla ilgill sahadaki pelad'ın duraklamasına scbep olmaktadır; diğer taraftan pelad sahaları ilıihaph di$lc daima aynı tarafda bulun-maktadır.
Bcrekcl ki hcr iltihaph diş pclud'a se bcp olmaz. Çünkü pelad ancak pclada is tidadı olanlarda görülür. Pclad'a islidat
kalıtsal olabilirsc de —bir ailenin birçok bircylerinde pelad görülebilir— herşeyden önce ruhsal durumla ilgilidir: Ozüntii hal-İLiı (depresyun'lar), nevroz'lar ve duygu-sal lırtınalar pelad'ın önemli sebepleridir. Mcvsimscl pelad buna güzel bir misaldir: ııkollarm açılma ayı olan Eylülde bazı ço-cuklarda pelad görülUr.
Bu gibi vak'alarda tedaviyi bir deri uz-manı ile bir psikolog'un beraberce yürüt-mclcri kaçımlmaz bir zorunluktur.
Pclad'da saç kökü soğanında damarla-rın daralmasına bağlı bir oxygen eksikliği bulunduğundan tcdavinin esası saçı dökü-lcn bülgelere kan hücum etlinnek ve böy-lece saç kokü soğanını boğulmakdan kur-tarmakdır; pelad bolgelerini iod'lu alkol'le oğuşturnıamn amacı budur.
Kıl - Yağ organ'ımn çeşitli bölgeleri, kılın derl yiizeylne göre durumu ve kıl köküne açılan yağ bezi açıkça görülüyor.
Deri içerisine damar genişletici mad-deler vcya korlizon tipi ilâçlar enjekte et-mek bugün de kullanılan bir ledavi meto-dudur. Fakat Dr. Marie bu tedavinin teh-Iikesine dikkati çekmişdir: alın ve şakak bölgelerinde deri damarlan göz atar da-marının bir dah ile bağlantı (anastomos) yapmaktadır; bundan dolayı deri içine ve-rilen kortizon gözlere ağır zarar verebil-mekdedir; göz uzmanları bu çeşit bir tc-daviden ileri gelme tam körlük vak'aları bildirivorlar. Bayan doktor Marie saçlı de-ri damarlan üzerindeki çalışmalah ile bu gerçegi meydana koyan ilk insan olmıış-dur; Dr. Marie" pelad bölgesi nerede olur-sa olsun deri içine korlizon vermede bü-yük ihtiyat tavsiye etmektedir; ona göre kortizon saçlı derinin bütün labakalannı eritebilir.
Onun fikrince önce pclad'a sebep olan iltihap odağını tedavi etmek ve nihayet hastaya yalıştırıcı ilâçlarla beraber iyi bir psikoterapi (ruhu iyileşlirme tedavisi) vermek gerekmektedir.
Bu hastalar bir sabah uyandıklarında saçlarını başlannda değil de yaslıklarımn üzerinde bulunca nasıl şaşırdıklarını anla-tırlar. îşin şakası yoktur. ortada korkunç bir gerçek vardır. hasta bu işin nasıl oldu-gıınu en ufak bir şekilde anlıyamamakta-dır, bu ani sac dökülmesi hasta üzerinde sosyal ve ruhsal açıdan vıkıcı sonuçlar do ğurur. Işin fenası doklor da pek fazla şcy bilmemektedir. Bilinen şudur ki büyük ruh veya beden sarsınlılarından, bazı bu-laşıcı hastalıklardan ve bazı itâçlann alın-masından sonra yaygın vc anî sac dökül-mesi görülebilir ve dökülen saçlann ycri-ne genellikle yenisi çıkar. Fakat saç dö-külmesinin derin scbcpleri bir sır olarak kalmaktadır.
Ruh sarsıntılanna bağlı saç dökülme leri erken (ruh sarsınlısından 10-15 gün gün sonra) ve şiddelli (saçların büyük kıs-ını ve bazen tamamı düşer) oluşları ile di-ğer alopesi'lerden ayırd edilirler. Bu vak'-alarda saçların yeniden büyüme şansı az-dır. halbuki buiaşıcı hastahklardan veya ilâç ahnmasından sonra görülen saç dö-külmelerinde saçlar yeniden büyür.
Ruh-Bilim ve Hayal-Bilim :
Boston Çocuk Haslahane'sinden Dr. R. D. Mehlman ve Dr. R. D. Griesemer'in bu konu üzerinde Amerikan Psikiatri Mec-muası'nda yayınladıklan vak'alar saçları-nızı havada dimdik edecek karakterdedir.
VKILI HAVAYA DIKEN.KAS KIL KOKU.'// (EREKTOR KAS)
_....IÇ EPITEL KILIFI DI5 KILIF
.ALT DEfti MEMECİ6İ
Bir delikanlı ömründe ilk defa bir kızla buluşmuştu, tam iki hafta sonra saçlan dükülüverdi. 4.5 yaşında bir bebeğin ba-bası askerden dönmüş ve bebeği zorla bi-beron'dan ayırmıştı; 15 gün sonra bebeğin saçları bir anda düşüverdi. Ani memeden kesmeye bağlı anî saç dökülmcleri sık gö-rülür; bu gibi vak'alarda bir çocuk psiki-atr'ı ile görüştürülen çocuklarda, terkedil-me korkusu saç dökülmesinin esas sebe-bi olarak meydana çıkmaktadır. Memeden kesme ruhsal alopesi'lerin tek sebebi de-gildir: cephede askerin korkusu, bir kü-çük kardeşin doğuşu, sevilen bir varlığın kaybı (hattâ bir kedinin kaybı) ezelden beri bilinen diğer sebeplerdir. Daha şaşır-tıcı ve daha «metafizik» olan din ile ilgili saç dökülmeleridir. Iki Amerika'lı uzma-nın anlattığına göre bir genç kızın annesi ve babası farklı din'dendi. Annesinin dini-ne ait bir okula başladıktan iki hafla son-ra kızın saçlan döküldü. Saçlar tekrar bü-yüdüler, fakat 16 yaşında iken, annesinin dininden olan bir gençle arkadaşhk etme-ye başladıktan sonra saçlan ikinci defa düküldii. Babasınm dininden olan bir gençie tanıştıkdan sonra saçlan büyüme-ye başladı. Hikâye burada bitmiyor: genç kız vicdanına danışarak bir karara vardı, bu genci artık görmeyecekdi. Sonucu lah-min edebilirsiniz: bu karan aldıktan 15 gün sonra saçlan üçüncü kez döküldüler.
Dr. Mehlman ve Dr. Griesemer ruh sar-sıntısı ile saç dökülmesi arasında geçen bu hemcn hemen sabit 1,5 günlük devrenin sebepleri ne olabilir diye soruyorlar. On-lara göre bu hastalarda ruhsal olay ile ha-
30
yatsal olay arasında kesin bir bağlantı var, fakat bu bağlantının nc şekilde gerçekleş-tiği bir sır olarak kalıyor.
Çocuk doğurduktan sonra kadınlarda görülen alopesi'ler herhalde hormon'larla ilgilidir, fakat buna emin olunamıyor. On sene kadar önce Amerika'lı deri uzmanı Dr. S. L. Lynfield gebelik sırasında düşme safhasında olan saçların arttığını göster-di. bu oran ancak doğumdan sonra norma-le dönüyordu; bu buluş doğum ile saç dö-külmcsi arasında bir aydan birçok aya ka-dar değişen bir devrenin bulunuşunu da izah etmcktedir.
Bulaşıcı hastalıklar ani saç dökülmele-rinin ikinci büyük sebebidir, Ateşi çok yükselten grip, anjin, tifo gibi hastalıklar-dan ortalama 75 gün sonra saç dökülmesi görülebilir. Ikinci dcvrc frengi'ye bağlı an! saç dökülmclcrini dc unutmamak gerekir, bu tip saç dökülmelcri zührevi hastalıkla-nn artışına paralel bir artış göstcrmekf-dir.
Nihayet birçok ilâçlar yaygın ve anî saç dökülmesine sebep olurlar. Bunlar arasın-da antibiotik'ler, idran arttıran, mantar-lara karşı olan, kan pıhtılaşmasını önle-yen ve iştah kesen^âçlar sayılabilir. Ha-nımların «canlanmak» için aldıkları erkek-lik hormonu tabiatındaki bazı ilâçların te-pede ve şakaklarda saç dökülmesi yapabi-leceği mutlakdır. Doğum kontrol hapının saç üzerindeki etkisi henüz kesin değildir, fakat Amerika'da çok ciddî bir tıp mec-muasmda (JAMA) doğum kontrol hapına bağlı 5 alopesi vak'ası bildirilmişdir.
Yukanda bahsi geçen alopesilerin hep-si müzmin (kronik) bir hal alabilir. Fakat yaygın müzmin alopesi sebebi, dağıhmı ve gelişimi bakımından özellik gösıeren ayn bir hastahkdır. Bu en sık rastlanılan alopesi şeklidir. Erkekde başka, kadında başka şekilde görüldüğünden ayrı ayrı an-latılacaktır.
Erkekde yaygın müzmin alopesi'ye se-borcik alopesi, yani derinin fazla yağlı olu-şuna bağh alopesi denmektedir; fakat bu tip alopesi'lerin sebebi olarak erkeklik hormonlan (androgen'Ier) ve kalıtım (ge-
Bir saç kılı 3 - 4 sene yasar ve iiç safhadan geçer : blrincisi en uzun olup doğnıa • büyüme
safhasıdır; 2-3 hafta süren ikinci safhada hücre bölünmesi duraklar; 3 ■ 4 ay süren üçüncü
safha kılın ölümii lle sonlanır. Şemalarda bu 3 safha görülüyor :
A, : Ooğma - büyüme safhasında bir saç
Bj : Duraklama » » »
C, : ölme » » »
Her saç kılı yanındaki kıllardan bağımsız olarak bu 3 safhadan geçer. Normalde günde 20 - 40
saç kılı kaybedilfr.
II
netik) düşünüldüğündcn androgeno-genc-lik demek daha uvgıın olurdu. Bu alopesi nüksler yapa yapa hastayı kaçınılmaz şe-kilde tam daziaklığa gölürür.
Bu hastalıkda saçİarın dükülüş sırası daima aynıdır: ilk önce alınsaç sınırı ge-riye çekilir, alnın sol ve sağ uelarında saç-Iar daha fazla düştüğünden sat sınırı bu-ralarda içeri doğru birer girinti yapar; daha sonra tepedeki saclar dökülür. has-tanm katolik papazı gibi lepesi çıplakla-şır. Az veya çok uzun bir gelişme devresi sonunda başın lüm lepe kısımları çıplak-laşır, yalnız yanlarda ve arkada biraz saç kaJır; bu hâİe Hipokrat lipi dazlaklık da denebilir —hekimliğin babası dazlak ka-falı idi—.
jjnlü deri u/.manı Sabouraud bu tip alopesileri agırlık dertcesine göre üçe ayı-rırdı :
— Ağır alopesi'ler: 16-18 yaşları arasın-da başlar, günde 200-400 saç düşer, 25-30 yaşlannda lam dazlaklıkla sonlanır.
— Orta derecede önemli alopesiler: 23-25 yaşlarında başlar, günde 30-50 saç, dü-şer. 55-60 yaşlarına doğru tam dazlaklığa sebep olur.
— Hafif Alopcsi'itr : 40 yaşlarında baş-lar, hemen hiçbir zaman tam dazlaklıkla sonlanmaz.
Görüldüğü gibi saçlann gcleccği 16-25 yaşlarında belirlenmekdedir; saçlar ne ka-dar erken yaşda dökülmeye başlarsa lam dazlaklığa o kadar cabuk erişiimekdedir.
Dr. Marie bir sene Japon Adalan'nda kalarak saçları inceledi. Japon'larda sac dökülmesi enderdir. Bayan Duklor Ma-rie'ye göre Japon'ların saçları «eşine az rastlanır derecede güzel, uzun ve sağlam : lıpkı kablo telleri gibi». Diğer laraflan ts-rail dazlak kafalılar ülkesidir. Siyah ırkda saç dökülmesi scyrek göıülür; fakaı A.B. D.'deki negro'lar bu ülkenin «saç görenek-lerini» almak yolundadırlar.
Erkek tipi alopesi'lerin sebebleri çok çeşitli ise de erkeklik hormonlarının etki-si başda gelmektedir.
Aristo kadınların ve çocukların hiçbir zaman tam dazlak olmadıklarına dikkali eekmişti. Hipokrat'dan beri bilinmektediı ki hadım erkeklerin sacı dökülmcz; bu gerçek daha sonra Sabouraud'nun tstan-bul, Kahire ve Tahran harem doklorlan jrasında yaplığı bir anketle dogrulanmıs-tır.
Bir diğer ünemli gerçek : tıp metodla-n ile kısırlaştınlan kimselcrde (bilhassa kanser tedavisi için) alopesi'nin ilerlemesi duruyor. Bütün bunlar saç dökülmesinin hormon'Iarla olan ilişkisini doğrular gözii-
küyor. Fakui genc de deri ıızmanları şa-şırmış haldedir: androgen denilen ve cr-kcği erkek yapıci kimvasal maddelerin (crkeklik hormon'loıının) mikdarı. saçla-rı dokülmüş bir adamda saçları Samson .uibi >riir bir adarndaki kadardır. O halde saç dökülmesinde androgen'lerin miktarı degil de kıl vaiaklannın bu hormon'lara nasıl cevap verdiği öncm laşımaktadır.
Erkcklik hormanlarının saç dökülme-sini tam acıklamava vetmeyişinin sebebi. bazı yazarlara görc. alopesi'ye karşı kalıt-sal bir istidadın bulunuşudur.
Baba'dan Oğul'a:
1964 de Amerika'lı Smith ve VVelIs'in Archives of Dennaiology'de yayınladıkları hipolez'e göre saç dökülmesine gerek er-kekde. gerekse kadında kısmen dominant bir gen sebep olmaktadır. Onlara göre bir şahsın saçlannın dökülmesi mullaka ço-cuklanna geçmez, çünkü «değiştirici» bir gen saç dökücü gen'le beraber nesle geçe-bilir. Şurası muılak ki bazı allelerde erken saç dökülmesi babadan oğula geçebilmek-tedir.
«Eski'Ierin» düşüncesi aksine sebore'-nin (derinin asın yağlı oluşunun) ikinci derecede önemİi olduğu anlaşılmıştır. De-rinin aşın yag salgılaması bugün için sav dökülmesinde asıl sebep değil, ağtrlaştıncı bir etkendir.
Saçlı deride yağ bezleri daha çok olan bölgelerde saçların daha kolaylıkla düşme-si derinin yağ salgılamasının önemini açıkca göstcriyor, fakat gene de birçok so-rular cevapsız kahyor: nasıl oluyor da de-risi yağsız olan bazılarında saçlar dokiil-düğü halde derisi yağlı olan diğerlerinde hiç saç dökülmüyor ? Derinin salgıladıgı yağın bileşimine giren eleman'Iar neden saçlan dokülenle dökülmeyende birbirinin aynıdır ? Derinin fazla yağlı oluşu saç dö-külmesinin sonuncu sebebi mi, yoksa ilk bclirtisi midir ?
Şu nokta kcsin olarak bellidir: deriden yağ salgılanması erkeklik hormonlan ile sinir sisleminin kontrolü allındadır. Kısır-laştırma yağ bczlerinin çahşmasını azal-tır, erkeklik hormon'lan ise arttırır. Diğer taraftan hayvanlarda boyun sempatik si-nir düğümünün uyarılması Parkinson has-tahğında olduğu gibi derinin aşın yağ sal-gılamasına sebep olur. Şuna işarel edelim ki adı geçen hastalıkdaki yağlı deri (sebo-re) hâli bugün L-dopa tedavisi ile gerile-mektcdir. Derinin fazla yağlanmasına bağ-lı alopesi'Ier ilerde belki de bu ilâca ben-zer bir ilâçla tedavi edilebilecekdir.
M
llk çaglardan bcri doktorlar alopesi'-nin kan dolaşımında bir bozukluğa bağlı olduğunu düşünmüşlerdir. Hipokrat Afo-rizma'lar adlı tıp kitabında şöyle yaztyor-du : «Da/lak kafalı olanlarda genellikle iri varis'lcr mcvdana gelmez; bu gibilerde iri varis'ler bclirirse saçlar ycniden büyür».
Dr. Marie saçlı derinin incc yapısı üze-rindeki büyük çalışmasında olopsi'yc gel-miş 30 erişkinin ve 12 dolüı'ün (cenin'in) kafa dcrisi üzcrindc çok ince kcsip biçme-ler yapıı; bu çahşmadan anlaşıldığına gö-re damarlar saç dökülmesinin asıl sebebi ile ilgili değildir. fakat «kıllanma azaldık-ça derinin inceldiği ve atar damarların-arierlerin-daha fazla yılankavi bir yol iz-lcdiği» keşledilmişdir.
Sovvetler Birliği Bioloji Uzmanı Dr. Gennadi Mamontov bıı probleme yepyeni bir görüş gelirmişdir: yaş ilerlcdikçc deri allındaki bağ doku zarın kahnlaşması ve serlleşmcsi saç dökülmcsine scbep olmak-tadır. Bu şekıldc kan damarları sıkıştırıl-mış oluyor ve saç kökü soğanı O li kan alamıyor. Tek tedavi : saçlı dertyi yaınıak ve kahnlaşmıs bağ doku zarı parça parça çıkarmak. Dr. Mamontov. saç dükülmesi-nin başlangıcında uygulanmak şartı ile, bu ameüyatın vak'alann 82 0/o inde başarı ile sonuçlandığını bildiriyor.
S.iv. dökülmesi kadınlarda da tek bir sebebe bağlanamıyor. Hormon bozukluk-ları, saçlara zararlı etkenler ve ruh sarsın-tıları en sık rasllanan sebeplerdir.
Androgen-eslrogen, yani erkeklik hor-monu kadmlık hormonu dengesi kadınlar-daki saç dökülmelerinde daha da önem ka-zanmakiadır. Gebelik sırasırıda cstrogen'-lerin arlışı androgen'lerin etkisini nötrleş-tirir. böylece saç dökülmesi duraklar ve ancak dogumdan sonra tekrar başlar. Aynı şekilde âdetten kesilme (menopoz) devre-sinde saçlann seyrekleşmesi nâdir değil-dir.
Kadınlardaki alopesi hiçbir zaman tam dazlakhga sebep olmaz; fakat erkeklerde olduğu gibi alin saç sınınnın geriye gidişi ve şakak-ahn bölgelerinde saç sınırının içeri girinti yaptığı görülür. Bu da şart de-ğildir. Son senelerde alın saç stnırının geri çekilmediği. fakat bu sınınn hemen arka-sındaki saçlann seyrekleştiği gitgide da-ha sık görülmektedir. Bu çok önemli bir alopesi olup 15-18 yaşlarında başlar. Dr. Marie bu vak'aların trichogram'ında saç kökü soğanının üfürülmüş gibi şiştiğini keşfetmiştir.
Permananl ve Bigudi'ler:
Sık sık, çok kuvvetli veya çok yanhş uygulanmtş permananriarın. bir karşı-konlrol mekanizması ilc derinin yağ sal-gısını daha da arttıran çok kuvvetli şam-puan'ların. saçlan çok sıkan bigudi veya firkelclcrin. saç kıvırtmanın ve bazı kötü cins lâka'ların saç üzerindeki zararh etki-lerini lekrara lüzum var mı ? «Çoğu kere saçlara bıı şekildc hücum ctmekden vaz-geçmek ve bir de saçlan canlandıncı bir losyon kullanmak saç dökülmesini önle-meye yeimektedir» diyor Dr. Marie\
Fakat sosyal ve ruhsal etkenleri orta-dan kaldırmak bu kadar kolay olmuyor. Saç dökülmesi ekseri ruhdaki bir sıkıntı-nın dı$a akseimesi sonucu meydana gel-mektedir. Aile veya meslek hayatındaki problemler. aşırı beden veya dimağ yor-gunluğu saç dökülmesi şcklinde belirebi-Iir.
Bu gibi halleıdc bir ruh doktorunun yardımı çok gercklidir.
Bilgimizin bugünkü durumunda saç dö-kulmesinin tedavisi hastahğın sebebine de-ğil işaretlerine yönelmişdir: şampuan'lar, saçlan canlandıncı losyon'lar, vitamin'ler.
Şampuan haftada bir kereden daha sık kullanılmamahdır; aksi takdirde karşı-kontrol (feed-back) çahştınlarak dcrinir yağ salgılaması arıiırılmış olur. Sayılar daha az olmakla beraber sık sık şampuan kullanılmasını sağhk veren doktorlar da vardır; bunlar saç temizlenince dökülmesi azalır noktasından harekel etmektedirler. Fakat her halde herkez saçtna uyan şam-puanı seçmelidir: kuru ve kepekli saçlar için katyonik şampuan veya ardıç katran-h şampuan uygundur; yağh saçlar için kü-kürllü şampuan gereklidir.
Ticaretle kepeğe karşı rezorsin, salisi-lik asid ve alkol ihtiva eden çeşitli los-yonlar bulunmaktadır.
Derinin fazla yağ yapışına (seboreye) karşı en klasik ilâç emülsiyon veya solüs-yon halindeki kükürt'dür. Fakat zamanı-mtzda doktorlar vücuda kükürtlü amino asitler vererek daha ivi sonuçlar almakta-dır.
Katranlar ve bilhassa ardıç katranı ba-zılannca saçh deriyi kuvvetlendirici en iyi ilâç addedilmekte ise de uygulanmalaıı hoş değildir.
Vitamin'Iere gelince, Dr. Marie'ye göre hiç olmazsa «zararsız olmak üstünlükleri» vardır: B grubu vitaminler (B„, biotin. pantotcnik asid) kas veya damara iğne şeklindc verilmektedir.
V
Rcklâmlaıa kanıp bu ilaçlardan fazla birşcv beklcmemelidir; onlar ancak sae dökütmesini gcçici olarak durdurur vc bovlece lam daztakhğı geciktirirler; bu ilâçların venidcn saç çıkartacağını düşün-mck boş hayallcrc kapılmakdır.
Bu konuda son senelerin gctirdiği bir venilik saçlı dcri.nakli vcya aşısıdır.
1959 da A.B.D. de Orenıreich taralın-dan gclişıiıilen bu amelivat hâlen Fransa'-da Dr. J. L. Cheriff • Cheikh ve Dr. P. Pon-laux larafından 300 dcn fazla hasia üzerin-dc dcncnmişdir.
Bu amelivaiia artkafa bölgesinden bir kcrcdc 100 kadar saçlı deri parcacıgı kal-dırılmakda vc SJCSİZ bcilgelere asılar.mak-daclır. Asılaım arıkafa bölgesinden alın-masmın sebtrbi bu deı ide yag hc/lcrinin nisbelen ../ s.ıvıda olıışu vc andıogen'Icre kaışı pck duvarlı olmavışıdır. Kalıiımsal bcllekleıi bu parcacıklata saçsı/ vcrc ası-laıısalaı bile >aç \apmaları geıekligini ha-
tırlatıvor.
Biıçoklarının sandığı gibi saçlar teker ickcr aşılanmaz. Nakledilen her deri par cacığı 3.5 mm. capında olup çok sayıda sac icli ilıliva edcı.
Sacı dökülmüs dcriden küçük silindir seklindc parçacıklar kaldırılır vc burala-ra arıkafadan aynı şekilde clde edilmiş deri parcaçıkları yerlcştirilir. îyi bir ekip 100 aşıyı birbuçuk saaıte yapabilir.
Bu ameliyat halen Hipokıaı lipi erkek alopesi'lerınde ve kadın saelarının seyrek-lcşmcsi veya alın saç sınırının gerilemesi hallerindc uygulanıyor.
Adı geçen iki dokior 200 vak'ada (18 den 65 vaşına kadar) "ı, 98 başarı elde et-mişlcrdir. Bilhassa saçsızlığına üziilen ha-nıınlarda bu ameliyat ruh tedavisi yerine geemckledir.
Fakai gene de daha saç üzerinde çok aıaşlırmalar yapılması gerekiyor.
DENIZ KARAYOLU MU OLUYOR ?
SCIENCE m AVESIR'da, Çftrimı i)r SEtÇUK AUAN
GÜNTER DACHS
bllllill dl,ll\
n. prototipi
. dtmzl.'rdt
ılıı bugO» <>
ho\
atln liıı salaıı
>„ sırularda
hir •aniöhotl trpirobite kaı
Daırc ftkllııurtl ptmm moıorı Uliyor. Oıuııt lurulıudaıı tcliflirilı ,ia tıtya iudiıllecek ultıı •auiobol* Stlhntûumn tasariMtua gBıt <>••„
mUmkitıı olaıakmı,. Btlirll volla \ol ktnarları vt ıra/ik tftrtlltri \ karat„lla.ımla olılıt&ıı ajht k,,i\el ıııobık limkdıısızı goriinmesıııe ı ,özn,eec hcn:ı\„ı
lir. feli.\ ıvankel laıalmdaıı tındım'da lAlmuııyaı k„r„lm„>
Irlh u-aııkıt.
I~,ı, ,,,!■: ...; . tksprtt ka
şımdt ılc ıı/ıiıııAiıı avulıımlu
■ lll
VI-
lla
ııtla eiılılıliK
ca lankerler köftdıki ,„ı, ,.ı,/vo M radar lıulluııı ralitiıı ıtkııik htıkımımlaıı r imtıı. auuıhti kııaik hntlaı
1,1,1
ılürı ıla alıı
ıtkıılH prtıı
VI
«.15 ıpltıı nt kadar yiikstk Hnlı ve kiiçük >j. boı. kiiçtik. hızlı diye bir,e\ yoktuı ılüzdiir. Gemi d-ıı bile ıtmiı hava k linde olması. onuı nıza'ıı gibi. dalgalat kapalıdır v Waııkel
ilr
c atabiltcel bi
ıamamı\U tı\ı
*ll,(,
ıııuııh,,,.
mktadıı
\r h„\„k
I*
>t\,h mıl.ı ıckı
Biiıiin ıtmi
ıtnmu gösımn
lalıııda. $adtu
kUçilkliitU dol,
tçintteıı get
sııtr' olarak havalandııılır.
n projesint örııek olarak yıuı
III ÖIK demze
ıtsi ae „klar nlı-tlu: \ilt rlt
,,„l„ Vt «Jîl. IV il, t „a\amklı,l,r
odlıtaınik esa:
l„U ı.kııtmıı
ı tıtllmi,
Italanu ı
nda kaiıı
tu
v\i„ı lı,.;ı hır gtlH vaprtma
■ tlıı, ıt,i„ Oııda (ir laıa tör.
Içlue \c
\lllcllt t
lavdata, ■mmtl ıı dtnızdc
tratlım
>"' Itltnı
tktt, nıılm ,yı yüktı apılmısi
gitıi. \„„la„ ılacukıı gamzasyom tıdıp utlıs
ıru lıııkm
ve mı
■r gllH fldecek.
ICIIİZdt Kllmtk
yttiıtt tectcek.
Avık dtııızdc.
mı, hııı-ıııı ıı"»
pıubltmıııı
■laırı
,/,ll l u. ./.,
Kthiiı,
:,laiu,
./,
«■ P'
lilt'ı
kleslir,
r vt b
mt mtrkcr, ı utım fOPI ıı niltlikleı , hûkımtlıı r/'ı'ıı vupıı,}, giıverıe yapıu balık nibi li-m
ısiple
'.V-i'iA
,|/.-,l laııd,
Ijsıirılmlsıir, haılâ isaret diidü&ii • ,e,h>tirilmi,lir. Gcminin balık şek-■sumağa imkaııı olmadığt ı\-iıı, bir de-fln vttzâtn yolcu kahinesi lamamiyıe
49 Bk.l insan gıb, mtl tn tlalftalı dm bazan lamamı zaman içerisit maıik ifltyen lar- oıomalik. Bol yalnı: moıotu sayes't mif olan kazma yüteyleı Yavaf gidific. olağanUslii le
bn hayvandıı 'zdc bile alır. Omııı vücud. le. bazen yarım suda I hiç su almaması IÇİ
I,
bir dbniicü vana
yanelirler.
siikiineı halinde
■ıde. daha yüksek
lan
akin
hnlıCı alınmifiır : •Yıınııs lı
>,:„„ cigcrlerinin dc havay.ı
m akif blcinıi o kadar dii;
bazaıı da hiç suya baımadarı siirdiirebitir.- Botunsuya baılıit
yani h'ivalandırma lerıibalına hi; su girmemesi için bu, olo-
hava ve sıı sızmayacak fckilde kapaıılmiftır ve özel •su duyarıcı.
'lıtı ıBilim V* Teknik sayt ihıivacı vardır ve o bunıı bır ftkildedir ki. n gidifin
vaya çok vava, bir hızla giderkcn gbvdcst su içinde yüzer. Pervane bir hıza çıkınca, boı sudan difarı çtkar ve gövdenin yakınında yapıl-ı/ından lafinır. I,ıe burada atrodinamik formunun iaydası anlafihr. bır denizde bile serbesı bulıınan kayma yüzgeç (veya kanaılarıl \ren-blr görev görUrler. •Zisch -'9 fl» adı verilcıı benzinle ı,leyen, 117 santimeıre uzunluğund.lki bir modelle konslanz «#• //ıurf>' veya sunl bir kanalda yaptlan deneme seleılerınde boııın kölii sıı sarilarına rağmeıı aıobiliie-sini hayreı verici bir ftkilde muhalaza elıiHi gdrülmU,ıür.
Hankel'in aııloboııı lazta bir yana e&ilme dıırumuna gırdi mi haıııi arkcsı lazla suya ballı mı. cok derıııde olaıı afırlık merkez' vüzimden turhâl kcndiliğinden normal durttmuna gelmekıedir.
tiFI.TürHFti F(lPRrHllhlC.aniFrJ<\Tı«a

EkBoyut
AEK9RJL8UK8.pdf 1003.66 KB