İnsanoğlu yeryüzünde geçirdiği yüzyıllar boyunca kendisini ve çcvrcsini sa-ran doğa içinde birlikte yaşamını siirdür-düğii. kendisine yararlı ya da zararlı hay-vanlan görmüş ve bilmişlir. Çevreyi ta-mamlayan bitkiscl örtüyü de tanımış ve canlılık düşiincesini bunlarda bulmuştur. Bu şekil ile insan görüp bildiği canlılar dı-şmda başkaca âlem olmadığı kanısına var-mış vc bu yüzyıllar boyu sürmüştür.
tnsanlar yeryüzünde varolduklanndan itibaren tarihleri ile birlikte toplumlan-na vcya bireye yok edici ya da zararlı olan hastalıklarla karşılaşmşılardır. Bunlann nedenini sosyal gelişim ve düşüncc yapı-smın zinciri içinde ayn bir ilgi ile karşı-lamıştır. Kendisi için tehlikeli olan, za-man zaman kitlelere ölüm getiren hasta-Iıklan belli bir kaynağa bağhyamamıştır. önceleri toplumlarda bu denli hastalıkla-rın bazı kötü ruhlann ctkisi ile oluşıuğu düşüncesi belirmiş ve kuvvet kazanmış-lır. Bu kötü ruhiarın varlığı çok uzun yıl-lar değerini ve etkisini korumuştur. In-sanlığın bu düşüncclerde oldugu devirler de örneğin, Isadan önce 1. yüzyılda Yaşa-yan VARRO ve COLUMMELLA adlı biikin-ler toplumları tehlikeye düşüren bazı has-talıklan gözle görüleroeyen, fakat canh yapıda olması ihtimali olan yaratıklarla oluştuğunu önermişlerdir. Bunlar daha da ileri giderek bu canlı yaratıklann insan-lara besin yolu ilc ya da solunum yolu ile havadan girebileceklerini düşünmüşler-dir. ünlü HtPPOKRAT da bulaşıcı karak-terde olan hastahklar konusunda devrine göre Heri.düşüncelere sahipti. Bizans dev-rinde JÜSTtNYEN çağmda toplumlarda sık sık görülen Veba hastahğının insan-dan insana geçebildiği ileri sürülmekte idi. tnsan düşüncesinin gelişim gösterdiği ve arayıcılık kazandığı yüzyıllarda bugün tanıdığımız çeşilli mikroplar bilinmediği halde, hastalıklann seyri yönünden bula-şıcıhk niteliği ve enfeksiyon hastalıklan bilinir hale gelmişti.
tnsanların YüzytUar boyunca bilmedi-ği, görmediği Takat variığını yavaş yavaş kavradığı mikroplar alemini insanlara ta-nıtan ANTONY VAN LEEUNVENBHOEK"-dır. Bu araştıncı basit yapıda olan ve mer-ccklerden ibaret ilkel bir mikroskop yap-mayı başarmış ve mantar kesıtlerini araş-ıırtrken hücreleri görmüştür. Çahşmalan sırasmda bazı küçük cisimciklerin canl» vc harekctli oldugunu farketmiştir. Kendi-sinden sonra da gözlemlerin devam etmesi sonucu insanlığra o devre kadar haberdar olmadığı mikroplar âleminin variığını duy-ması müınkün olabilmişıir. 17-18 ve 19. yüzyıllarda Tıp biliminin gelişimine para-lel gelişen Mikroplar bilgisi «Mikroblyo-loji» büyiik önem kazanmaya başlaraıştır. Bir Fransız kimyacısı olan LOUIS PAS-TEUR mikrobiyolojinin kuruculanndan sayıhr, Pasteur bu yeni bilime büyük kat-kıda bulunmuş ve yön vermiştir. Pasteur fermantasyon adı verilen olayı incelemiş, çeşitli bakterilerin yapı ve kiiltür özellik-Ierini araşlırmıştır. Bazı sıvı yiyecek ve içeceklcrin bozulduğunu görmüş, şarapla-nn bozulma nedenlerini inceliyerek, süt şarap ve bira gibi içeceklerin bozulrnasmı önlemek için pastörizasyonu onaya atraış-lır.
Pasteur sterilizasyon, yani bir eşya ve-ya ortamda bulunan, bulunması muhtemel mikroorganizmalann tamamen yokedilme-si, öldürüimesi işleminin de kurucusu sa-yılır. Ayrıca Şarbon hastahğı ve eıkeni ile çalışan ünlü bilginin bu arada kendisini hiç unuiturmayacak olan değerli çalışma-lan kuduz hastahğı, kuduzla savaş ve ko-runma konusundaki çabalannı ortaya koy-muşıur.
LORD LtSTER adlı bir tngiliz cerrahı da o sıralarda ameliyat malzemesi ve alet-lerinin havadan ve çevreden bulaşabilecek mikroplarla kirlenebileceğini, bunun bazı kere hastanın ölümüne sebeb olabileceği-ni ileri sürerck cerrahi çalışmalarda ste-
M
ril eşya kullanılmasını önermiştir. Bunu izleyen sürede Antiseptik çalışma tekniği geliştirilmiş ve tatbikata konulmuştur. Yi-ne aynı yıllarda Almanyada ROBERT KOCH mikroplarla yaptığı çalışmalarda yenilikler getirmiştir. Bakterilerin bazı özel yapıda boyalarla boyanabildiğini ve bazı bakterilerin deneysel olarak labora-tuarda tüp içinde üretilmesi metodlanru geliştirmiştir. KOCH 1882 yılında Tüberkü-loz hastalığı etkeni olan Mycobacterium tuberculosisi ve 1883 de de Kolera etkeni olan vibriyonu bulmuştur.
Bu devreyi izleyen süre içinde çeşitli araştıncılar hastalık etkeni olan bir çok mikroorganizmayı bulmuşlar, bulaşıcı has-talıklar konusunda yenilikler getirilmiş ve gelişen teknik aracıhğı ile mikroorganiz-malann çeşitli özellikleri, yapısal ve hüc-resel karakterleri gözönüne serilmiştir. Bu arada Virüsler hakkmda çahşmalar yapıl-mış ve bu çok küçük canlılarda bilim âle-mine kazandınlmıştır.
Mikroorganizmalar dünya yüzünde çok yaygın ve bol olarak bulunurlar. Bu'küçük canlılar havada, atmosfer civannda ve da-ha alt bölgelerde, toprak ve bütün su kit-leleri içinde veya üstünde bulunurlar. tn-san ve hyavanlann derisi üzerinde, burun, boğaz ve ağızlannda, barsaklannda yerle-şiktirler. Bir anlamda tabiatta herşey mik-roorganizmalarla buıaşmış haldedir. Bit-kiler de mikroorganizma yönünden bula-şık olurlar. Deniz sulan ve okyanuslaıra, göl ve akarsulara mikroorganizmalan ya-yan kaynak başhca karalardır. Su kütle-lerinin karalarla olan bağlantılan nedeni ile gerek insan kaynaklı, gerek hayvan kaynaklı mikroplar ya da tabiatta yerle-şik minicanlılar sulara geçerler. Tabiatta serbest halde yaşayan minicanhlar (mik-
roplar) çoğunlukla diğer canlılarda hasta-lık yapma yeteneğinden yoksun zararsız canlılardır. Bunlara Safrofit denir. Patc-jen yapıda olan, insan-hayvan ve bitkiler-de hastalık yapabilen, zararlı olanlanda vardır. örneğin, Insanlarda hastalık ya-pan Kolera mikropları ve tüberküloz bak-terileri gibi. Bunlar genellikle insanlardan insanlara çeşitli aracılar ve yollarla bula-$ırlar. Tifo hastalığı ve Kolera hastalığmı oluşturan mikroplar insanlara yenen et-ler, içilen sular, karasinekler, bu mikrop-larla bulaşmış çeşitli besinler ile girerler. Karasinek, sivrisinek, çeşitli böceklerin mikroplan taşımalan yanında, tnsandan insana doğrudan bulaşan mikroplar da vardır. Solunum yolu ile bulaşan bir çok hastalıklar örneğin, Gripte virus denilen mikroorganizmalar, Boğmacada ve difte-ride bakteriler hasta kişilerin solunum or-ganlanndan aksınk, öksürük esnasmda et-rafa saçılır ve özellikle fazla ışık ve güneş almayan nemli ortamda havada uzun süre kaln ve diğer kişilere solunum yolundan girerler. Karasinek, hamamböceği, pire ve kenelerle diğer bazı eklembacakhlar pasif olarak mikroplan taşıdıklan gibi, bazı ke-re mikroplann bu hayvanlann vücudunda çoğaldığı hallerde bunlann aktif taşıyıcı olduklan görülür. Bunlann sokması, ısır-ması veya bunlann deri üzerinde ezilme-leri sonucu mikropları bulaştınrlar.
örneğin: Sıtmada belirli tür sivrisi-nekler önemli rol oynarlar. Bit ve pireler çok kiiçük mikroorganizmalardan oîan Ri-ketsiyaları taşır ve bulaştınrlar. Uyuz de-nilen hastahğı çok büyük yapıda bir ek-lim bacakh olan Sarkoptesler yaparlar. Midye, salyangoz, istridye. balık gibi de-niz hayvanlan, fare, kurbağa, tavuk ve ceşitli kuşlar, yarasa ve bir çok memeli hayvanlarda yine mikroorganizmalan ta-şıyabilmektedirler.
Eğltlmln kfiklerf acı, fakat meyvesi tatlıdır.
AHİSTO
Tam blr kitap lyl Mçllen ve lyl bakılan blr meyve ağacına benzer. Onun meyvelerl yalnız blr mevslm Içln değlldlr. COLERİDGE
Kltaplar, başka insanların blze Insan hayatı dsnllen o tehllkell denizlerde yolumuzu bul-maga yardım Içln hazırladıkları puaulalar. teleskop, sekstan ve harltalardır,
J. LEE BENNET
Baskalartn gOç saydığı seyleri kolayca yapmak Istidat'tır. Istldadın yapmayı Imkinsız gördüğü şeyl yspmak Isa dehadır. AMİEL
30