Maymun Toplumları

Maymunlar tiim hayvanlardan daha bireycl olmakla beraber her türlu sosyal yapıyı ger-çekleştlrmişlerdir. Bu bakımdan blzlerl llk Insan toplumları konusunda aydınlatabillrler.
\aymundan türeyen insan bugünkü ev-rimine nasıl ulaşnuştır ? Geçirdiği aşa-malan akıllara hayret verir. Maymunla nn toplumsal hayatlannda yapılacak bir inceleme ilkel insanlann hayatlarma ait hatıra ve izler bulmağa yardımcı olabilir. Son zamanlarda «Insanlık Gölgesinde» isimli bir kitap yayınlanmıştır. Eserde ya-zar Jane Goodall (BK. Bilim ve Teknik, sayı 18) Tanganika gölü cıvannda bir şem-panze grubu üzerinde yaptığı gözlemleri anlatmaktadır. Bunlar doğrudan doğruya doğada yapılan gözlemlerdir. Hayvanat bahçelerinde ve laboratuvarlarda yapı-lan gözlemler hayvanlann davranışlan ko-nusunda bizlere doğru bilgi sağlayamaz. Böyle yerlerde izlenen davranışlar normal olmayıp bozuk düzenli bareketlerdir. Bir maymun toplumu ancak kendi ortamında izlenebilir. Örtammdan ayn kalan hayvan-lar tedirgin olurlar, dolayısiyle normal davranışlarda bulunamazlar. Bu fikri ilk
ortaya atan Amerikah bilgin Clarence Ray Cerpentier dir. Cerpentier 1931 yıhnda Pa-namaya giderek oranın maymunlanm ye-rinde izlemişti. Bu olay o zamanlar için fevkalâde bir yenilikti, bugün ise «Yerinde gözlem» usulü dünyanın her yerinde uy-gulunan yaygıri bir sistemdir. Artık her maymun türü doğal yerinde incelenmekte, hatta ayni türden olup değişik bölgelerde yaşayan maymunlar ayn bir araştırma ko-nusu olmaktadır. örneğin Babuen denen maymun tiirü Güney Afrikada, Doğu Af-rikada, yağışlı orman bölgelerinde ve sa-van (bodur ağaçh çayır) ortammda ayn ayn incelenmiştir. Makak türü Kuzey ve Güney Hindistanda, Japonyada ayn ayn izlenmiştir. Doğada yapılan gözlemler uzun zaman ve çok sabır isteyen gözlem-lerdir. Jane Goodall, maymunlan tedirgin etmeden onlara 20 metreye kadar yanaşa-bilmek için altı ay sarfetmiştir. Gözlem-ler sırasında, hayvanlann gözlemciye alış-
18
Tanzanlada maymunlara ayrılan bölgede blr şempanre allesi. Bu resml çeken gözlemciler aylarca beklemek ve çok ihtlyatlı davranmak zorunda kalmıslardır. Ancak bu sayede göz-lemcilerin varlığına alışan ve günlük hayatla-rını aksatmayan maymunları rıormal davranıs-ları ile tespit etmek mümkiin olmustur. Flo Isimli anne dört yavrusu lle görulmektedlr. Flo en büyük oglu Faben'in bltlerlnl ayıklamakla meşguldur. Ikincl oğlu Figan sere serpo istl-rahat etmekte. kiz olan üçüncü yavrusu Flfl Ise 3.S aylık erkek kardesi ile oynamaktadır. Faben lle Figan artık erglndlrler, ama aile lle bağları kopmamıstır.
ması ve onun varlığını duyduklan haldc normal davranıştannı sUrdiirmeleri gerc-kir. Bu yüzden gözlemci çok sabırlı ve ih-liyatlı olmahdır. Aynca göztcmci hiç bir şckitdc maymunlann yaşantılanna kanşa-maz, onlann davranışlannı yönetemez, o ancak bcklcr, kendi kendine oluşan olaylar karşısında maymunlann gösterdiklcri tcp-kiyi izler. Böylcsine bir gözlem ise aylar-ca sürebitir. Aslında maymun toplumla-nnı senelerce hatta birkaç kuşak izlemek gerckir, ancak o zaman ytllar boyunca o toplumda gclişcn olaylar kaydedilebilir. Hcr maymun dogar, büyür, terbiye görür, toplumu içindc bir statü clde cder, sta-tü dcğiştircbilir. Bazan dtş ctkenlcr dav-ranışlarda değişmelere yol açabiiir, böy-lclikle gözlem sUrcsi uzadıkça uzayabilir. tngitiz araştırmacısı Hall bu konuda şöy-lc dcmektedir. «Eskidcn altı ay sürmüş olan bir gözlcm eksiksiz ve kesin bir araş-tırma sayılırdı. BugUn ise böyle bir çaltş-ma ancak bir ön araştırma niteliğini taşır. Gerçek ve cksiksiz bir araştırma yerinde ve izlenen hayvanlann yanıbaşında 2000 gözlem saati istcr. Böylesine bir araştır-ma bile bazen yeterli olamıyor, çünkü araştırmalar git gide ayn konulara bö-lünmektedir, örneğin bir maymun grubun-da ilişkiler incelcnirken ergin erkeklerin birbiri ile olan ilişkileri, ana yavru ilişki-leri, ayn ayn iztenmekte, ilişki konusu böylelikle bütün aynntılan ile ctc alın-maktadtr. Yıllann ilişkilerde getirebilecc-ği değişiklikleri de hesaba katarsak o za-man gözlemlerin durmadan sürdürülmcsi icap eder. Bu amaçla Combe Stream yöre-sinde devamu bir araştırma istasyonu ku-rulmuştur. tlk gözlemler oldukça uzun sürmUştUr, çünkU maymunlarda diğer hayvantarda görülmeyen ve işleri büsbü-tün kanştıran bir özellik vardır: değiş-kenlik, davramşta değişkenlik. Değişkcnlik maymunlara öz bir karakterdir, çeşitli
maymun türlerinde grup iıanntıc veya teıc başuıa yaşayan maymunlarda her zaman izknmektedir. Aynca maymunlar başka hayvanlara kıyasla daha bircyci olup da-ha özgür hareket ederler, bu bakımdan daha dcğişken ve öncedcn kestirilemeye-cek davranışlarda bulunurlar. Karsıhkh ilişkiler daha çeşitli ve yoğundur. Bütün bu aynntılar maymunlardaki evrimc işa-ret eden öncmli Özellikler olmakla beraber gözlcmlcrin daha yakından, daha titizlikle vc daha sakımlarak yapılmasını gcrektir-mektc. araştırma süresini uzatmaktadır.»
Maymunlar her türlU gruplaşmayı ger-çeklcştirmişlerdir. Maymunsulardan «Ga-lagos» türünde her dişinin yavrulan ilc oturduğu özel bir yeri vardır. Bir çok di-şiye sahip olan erkek maymun her eşini kendi yuvasında ziyaret eder, fakat bütUn dişilcrinin yerini korur. Galagoslar görül-dügU gibi. sUrü hatinde olmayıp ufak üni-teler halinde yaşamaktadır, henüz grup-laşma oimamtştır ama, toplum mcydana gclmiştir. Daha gelişmiş «Babuen» türün-de isc îoplumsal bir düzen görmekteyiz, hcr babucn yaşadığı sUrüde bir statüye sahiptir ve bu statUden daha yüksek veya daha alçak bir statUyc geçebilir. lşin il-ginç yönü toplumdaki statU sadccc sahsî kabiliyct veya saldırganlık mcselcsi de-ğildir. aynı zamanda doğuş ve çevre bu konuda elkili olmaktadır. Bazı babuenler-dc bir çeşit asil sınıfı âdeta bir çeşit Ma-fia vardır, bunlann üyeleri birbirini des-tckter ve birbirine yardım cdcr, sanki ara-lannda bir jelenek vardır. Şempanzcler arasında özgürlUk büyüktür. Toptumda aşama sırası olmakla boraber. üyeler di-tediklcri gibi gruplanna katıhrlar vcya on-dan aynlırlar. Hindistanın güneyindc «En-tel» rÛrü yaşamaktadtr. Entellcrdc dişilcr ve erkekler ayn sürüler halinde toplan-mışlardır. Dişiler yavrulanna bakarlar, baslannda lider oiarak tek bir crgin er-kck maymun bulunmaktadır. Erkek sü-rUsUndeki maymunlar bazen dişilerin li-dcrine saldırarak onu yerinden atarlar vc aralanndan sectikleri başka bir maymunu tiderliğe otunurlar. Buna karşıhk Hin-distamn kuzeyinde ve Seylan adasında cn-tellcr, erkck dişi, büyük, küçük hcp bir arada yaşarlar, ne aşama sırası ne de kav-ga vardır, Kenyada, Ambozeli yörcsinde maymunlara ayrılmış bir bölge bulun-maktadır. Burda yaşayan Verve türü ara-sında aşama sırası çok önemlidir ve başa geçmek için sık sık kavgalar otmaktadır. Vervetcr topraklanna sahip çıkarlar ve onu korumak için vahşice dövüşürler. öte
19
Üç ergln erkek babuen gormekteylz. En dlpteki saldırgan hall ile öbür-lerini slndirmlştir. 8u arada ortadakl babuen hasta olan bir yavruyu hlmayesine almış. onu tehllkeden korumağa calışmaktadır.
Anne şempanze koynunda yavrusu olduğu halde Babuen sürüsiinün llderi öldürduğü ceylant ye-daldan dala geçmektedlr. Yavru beş yaşına bas- mektedir. (NAİROBİ)
nadan anasından ayrılamaz.
yandan Ugandada yaşayan verveler ara-sında aşama sırası yok gibidir ve bu ko-nuda fazla kavga olmaz. erkekler bir sü-rüden diğerine kazasız belâsız geçerler. Maymunlardaki değişik toplum şekillcri nerden gelmekledir ? Çevre faktörü mü buna sebep olmakladır ? Çevre farkı aynı türdeki maymunlar için söz konusu ola-bilir.
Amboselüde maymunlara aynlmış bol-gede bir babuen sürüsü 35 veya 40 kilo-metre karelik bir alanda yaşamaktadır.
buna karşıhk Uganda topraklan ancak 5 kilometre karedir. Bu iki bölgedeki ba-buen türleri değişik olmakla beraber ara-lannda birleşme ve çoğalma olabiliyor. Amboseli babuenleri savan bölgesinde ya-şadıklan için daha zor hayat şartlan ile karşı karşıyadırlar, yiyeceklerini elde et-mek için uzun yollar aşmak mecburiyetin-dedirler. Uganda bölgesi ise ağaçhktır, burdaki maymunlar kannlannı kolaylıkla doyıırabildikleri için uzaklara koşmağa ih-tiyaç duymazlar, istirahat etmek, oyna-
M
mak ve kaşmmak için bol bol yakitleri olur. Amboseli maymunları devamlı olarak yiyecek peşinde koştuklan için oyalana-mazlar, bu bakımdan sürünün gerisinde kalan tembel arkadaşlan beklemczler, on-lan kendi kaderleri ile başbaşa bırakıp yollanna devam ederler. Aynca zor hayat şartlan onlarda saldırganlığa sebep olur.
Halbuki Uganda maymunlan için du-rum böyle değiidir, sürüler geride kalmış arkadaşı beklerler, karşılıklı ilişkiler da-ha yumuşaktır. Etiopia'da değişik ortam-larda yaşayan ayni tür babuenler arasında da böyle farklar görülmektedir. Kolay or-man ortamında yaşayan babuenler büyük-lü, küçüklü birçok gruplar halinde toplan-mışlardır, her grupta birkaç erkek bıılun-maktadır. Kırlık, çalılık veya yüksek bül-gelerde yaşayan, dolayısiyle hayat şartlan çetin olan babuenler arasında ise sosyal ilişkiler daha baskıh ve daha kısıtlıdır, Gelata ismi verilen bu babuenlerin sürü-leri birçok büyük gruplardan meydana ge-lir, her grupta birçok dişi, fakat tek bir erkek vardır, dişisi ve üstünlüğü olmayan diğer erkek roaymunlara gelince, onJar esas gruplann çevresinde ayrı bir toplu-luk meydana getirirler. Böyle olmakla be-raber hayat şartlan değişip ortam ferahla-yınca grupta tek erkek yerine birçok er kek bulunduğu görülmüştür. Demek ki bir dereceye kadar yaşanan ortam sosyal ya-pıyı etkileyebiliyor. Yiyecek konusu ile bc-raber emniyet faktörü de sosyal yapıyı şartlandıran önemli bir problemdir; örnc-ğin ağaçsız yerlerde yaşayan babuenler bir yerden başka bir yere giderken belirli bir tertip halinde sıralanırlar: her crkek maymunun gruptaki statüsüne göre özel bir yeri vardır. Açıkta yani orman olma-yan yerde yaşayan, tehlikclere göğüs ge-ren sürülerde kurallar daha katı aşama sırası daha belirlidir. Ayni zamanda zor-luklan yenmck için çare arama yeteneği gelişmekte, yeni yeni davranışlara yol aç-maktadır. Yeni davranış, yeni çabalar bun-lar üzerinde durulması gereken önemli konulardır çünkü evrimde bir aşamaya işaret ederler. Eski bir teoriye göre may-munluktan insanhğa geçiş maymunlann ağaç ortamından aynlması ile gerçekleşe-bilmiştir. Belirli bir zamanda bir maymun, ağaç ve dalların bannağından yoksun olunca, açıkta yaşamak zorunda kalmış vc bunu başarabilmiştir. Bu olay birçok yeni asamaya sebep olmuştur: Maymun Dört ayak üzerinde dumrken doğrulmuş, iki ayak Uzerindc dik durmağa başlamıştır. Bunu başannca alet kullanmağa ve yap-
mağa yetenekli olmuştur. Neticede sosyal yapısında da gelişmeler olmuştur, böylece açıkta kalan maymun birçok yenUikler sa-yesinde hayatını sürdtrrebilmiş, kendisi ve ileriki kuşaklan için evrim hamlcleri yap-mıştır.
Açıkta yaşayan maymunlar gözlemciler için daha ilginçtirler, çünkü alışılagelmiş davranışlardan farkh davranışlar ve bek-lenmedik yetenekler gösterirler. Ortam ye-tenckler yaratmakta, gelişmeyi sağlamak-tadır. Jane Goodall Gombe Stream'deki gözlemleri sırasında şempanzelerin çiçek saplanndan faydalanarak beyaz kannca avladıklannı izlemiştir. Maymunlar önce çiçek saplannın yapraklannı ayıklamak ile işe koyulmuşlar, kalın bulduklan sap-lan kabuklannı soyarak inceltmişlerdi. Başka şempanzeler sopa kullanarak kann-ca avlarlar. sopayı karınca yuvasına dal-dırarak üstünün kannca ile örtülmesini beklerler ve geri çekerler, bu şekilde ka-nncalann sokmasına karşı kendilerini ko-rumuş olurlar. Sopalar kuru dallarda kurt-çuk olup olmadığını anlamağa da yarar: maymun incecik bir sopayı kuru dahn bir dcliğine sokup çıkanr ve koklar, aldığı ko-kudan dalda kurtçuk oldugunu sezerse, dalı kırar, içndeki kurtçuklan çıkanr. Şempanzeler bilmedikleri, ne olduğunu anlamak istedikleri şeyleri de sopa ile yok-larlar, ömeğin bir yılan kadavrasmı sopa ile yoklarlar. Gombe Stream şempanzeleri aynca yapraklardan faydalanmasmı bilir-ler, yapraklarla silinirler, pansıman yapar-lar. Bundan başka yaprak ve otlan iht-yaca göre şekillendirerek kullanırlar. Yap-raklan ağızlannda çiğneyip ezerler, bir ne-vi sünger haline getiririer, ağızlan ile eri-şemcdikleri su deliklerine bu süngerleri sokup suyu çeker sonra süngerleri emerek susuzluklannı giderirler. Ayni süngerleri yemek artıklannı sıyırmak için de kulla-nırlar. Şüphesiz şempanzeler diğer may-munlar gibi taş vs. atmasmı bilirler. so-paları silâh olarak kullanırlar. Arkadaşla-nnı yıldırmak için iki boş tenckeyi birbiri-ne çarparak gürültü çıkaran bir maymun bile görülmüşlür. O sayede öteki şempan-zeleri sindirmiş, sürüde lider erkek rütbe-sine yükselmiştir. Saydığımız davranışlar oldukça ilginçtir ama ormanda yaşayan jempanzelerin davranışları ile kıyaslamn-ca aradaki fark büsbülün göze çarpar: Uganda ormanlannda günde altışar saat-ten on iki saate kadar 170 gün gözlem yapmış olan iki îngiliz bilgini burda yaşa-yan şempanzelerde böyle hallere rastla-mamışlardır; kolay hayat şartlan yetenek-
21

Allı aylık erkek blr yavru olan Goblln anne-sinin eşllğlnde tırmanma denemelerl yapmak-tadır. Ağaç üzerlnde on santimetre kadar tır-manmayı başarmıştır.
Flo'nun altı aylık yavrusu Fllnt artık anneslnln sırtında durmayı bilmektedir.
lere ihtiyaç göstermiyordu. Ormanların dı-Sinda yaşayan maymunlara yan çevre may-munlan ismini de verebiliriz, işte bu yan çevre ve konfordan uzak ortamda yaşayan maymunlar akıllarını kullanmağa itilmiş-lerdir. Burda şu soru aklımıza gelebilir: lnsanoğlu da acaba bir yan çevre ürünü değil midir?
Orman içindc ve dışında yasayan şcm-panzeler arasında başka aynntılara da rastlanmaktadrr. Orman şempanzeleri bil-hassa meyve ile beslenirler, bazen bitki-lerin başka kısımlarım yerler, böcekler be-sinlerinde ancak yüzde bir yer alır. Orman dışmda yaşayan maymunlarda başhca be-sin gene meyvc olmakla beraber, buna yaprak, tomurcuk, bazı çiçek ve tohum-lar, ağaç kabuğu, fidan özü ilâve edilebi-lir. Yan çcvre şempanzeleri ayni zaman-da ağaçlann reçinelerini yalayıp kurumuş liflcrini çiğnerlcr, kannca. termit, tırtıl, an kurtçuğu ve bal yerler. tcabmda et ye-dikleri de olur: Kuş yuvalanndan yumur-ta aşınp yerlcr, yavru kuşlann tadından hoşlanırlar. Nihayet yan çevre şempanze-leri avcıdırlaır, Janc Goodall 40 şempanze-lik bir grubun bir yıl içinde yirmiden faz-la hayvan avladıklannı izlemiştir; başhca avlan antilop, yaban domuzu ve babuen-lerdi. Buna karşıhk Uganda ormanlarında yaşayan şcmpanzeler hemen hemen sade-ce ot yiyicidirler. Gözlemciler bu maymun-lann yoiu üzerinc bir yumurta bıraktıklan zaman, gencllikle onu farketmezlcr bilc. Amboseli'deki babuenler arada bir ufak bir antilopu öldürüp yiyebilirler. Uzun za-man maymunlann sadece ot yiyici olduk-lan sanılmıştı, halbuki bazen et yiyici dc olabiliyorlar. Bu yaşadıklan ortama bağ-lıdır. Herhalde insan oğlu da ayni sebep-ten et yiyici olmuştur, ormanı terkcdince besini için başının çaresine bakmak zo-runluğunu duymuş, daha açıkgöz ve daha saldırgan olmuş, avcıhğa başlamıştır.
Ortam çok öncmli bir faktör olmakla beraber maymunlann tüm davranışlannı sadece ortamla açıklayamayız, gelenek dc davranışlan etkiler: Etiopiada birbirine çok yakın bölgelerde yaşayan iki tür ba-buen vardır; bölgelerin farkiı olduğunu kabul etsck bile, yakmlıklan dolayısiyic
hiç olmazsa sımrlar civannda çok büyük farklar söz konusu olamaz. Hal böylc ikcn komşu iki bölgcde yaşayan babucn sürü-lerinin sosyal yapılan birbirinden tama-miyle farklıdır. Anubis türünde çok er-kekli gruplar görülmektedir, Hamadryas'-lara gelince onlar tek crkekli dişi sürii-lcri halinde toplanmışlardır. O tck erkck çok.otoriter ve çok kıskançtır, başka bir erkeğin sürüye yaklaşmasına asla izin ver-mediği gibi dişilerden birinin uzaklaşma-sına dahi tahammülü yoktur. lzlenimler bıı sosyal yapının erkek maymunlar tara-fından cmpoze edildiğini göstcrmcktedir. Erkck maymun dişilere bir terbiye siste-mi uygular ve sürüsündeki disiplini elde cder. Dört yaşına basan erkek maymun artık erginleşmiştir ve terbiyeci kesilmiş-tir. Dişiler, kendilerine kalsa daha serbest hareket edeıierdi. Ayni dişi maymunlar sosyal yapısı farklı ve daha serbest olan bir grupta buiunduklannda, ycni ortam-larına gencllikle hemen uyarlar, ama er-kck maymunlar için bu söz konusu ola-maz, onlar davranışlannı asla dcğiştire-mezler. Acaba bir Hamadryas erkeği he-nüz crginleşmeden yani terbiyeci ve harem sahibi olmadan, henüz ufak ikcn Anubis sürülerine katılsa durum değişcbilir mi ? Bu soru ortaya boş yere atılmış değildir, bugün bilim yetişme çağı üzerindc önem-lc durmaktadır. Eskiden maymunların bir arada yaşaması sadece seks faktörü ile yo-nımlanır, dişilerin bütün yıl boyunca cr-kekleri kendilerine çcktikleri düşünülür-dü. Bugün ise dişilerin ancak scncnin be-lirli zamanlannda döllenebilccekleri ve er-kek maymunlar için yainızca o zamanlar-da çekici olabilecekleri anlaşılmıştır, yani cinsî bağ toplumsal hayatlan için csas et-ken olamaz. Maymunlarda çeşitli sosyal yapı şekilleri görülmekle beraber hepsin-dc ortak bir özellik göze çarpmaktadır: Dişiler yavrulan ile uzun süre yaşamak-tadırlar, ana-yavru Uişkisi hcr türlü sos-yal yapıda vardır, asla değişmez ve olduk-ça uzun bir süre devam eder. Gözlemler maymunlarda evrim aşaması yükseldikçe ana-yavru ilişki süresinin, dolayısiyle ter-biye çağının uzadığmı göstermektedir. II-kcl maymunlarda yavru bir yıldan önce annesinden aynhr. babuenlerde bu dönem dişi yavrular için üç dört erkek yavrular için altı, ycdi sene sürer. Şempanzeler beş yaşından önce annesiz dolaşamazlar, yedi, sekiz yaşlanna doğru büluğa ererler. dişi-lcr on veya onbir yaşlarma doğru anne ohırlar, erkekler sosyal statülerini ondört yaşlanna dogru sağlarlar. Ana-yavru iliş-
23
kisi sosyal yapının lemeli olunca, çocuk-luk süresinin uzaması toplumsal hayatta birtakım clkilcr yaratmakladır: Babuen-lerde gelenektere, başka maymun toplum-Inrında ise cskidcn sadecc insanlara vergi zanncdilen bazı 6/elliklere rasılanmakıa-dır .Çocukluk süresinin uzamasiyle yavru-vu anneye bağlayan hisler yavru büyüdük-ten sonra da devam cder. Bazı toplumlar-da memcden kesilen yavrunun gene çoğu zamanını annesinin yanında geçirdigi gö-rülür. Arada anne yeni bir yavru doğur-muş olabilir, bazen son iki, üç çocuğu ile lıep birliktc yaşar, böylelikle aile yapısı ve bağı mcydana gelir. Bunu yaratan çocuk-luk süresinin uzamış olmasıdır.
üişi bir şempanze iki, üç yılda bir do-ğum yapar. halbuki üç yaşına basmış olan yavrusu henüz kendisinden aynlamaz, altı yedi yaşındaki büyücek yavrunun bile ona ihtiyacı vardır. Böyle olunca dişi şempan-ze hakikâten ailenin anncsi durumuna ge-liyor ve ailc bağlan ortaya çıkıyor. Anne yeni bir doğum yapınca, sürüdcki dişiler elıafına üşüşürler, doğan yavruyu göfüp cllemek isterler. Ana maymun bazen kısa bir süre için yavrusunun bakımını diğcr dişilcre bırakabilir, bu işi coğu zaman yc-ni doğan yavrunun ablası üstüne almakta-dır. Uzmanlar kendi yavrusundan başka bcbeklere bakan maymunlara «Teyze» is-mini vcrirler, bu teyze tipine şempanzeler-den başka türlerde de rastlanmaktadır, ama şcmpanzclerde hissi bağlar sürckli olmakıadır. Jane Goodall iki erkek may-munun dostluğuna tanıklık cimiştir: Bun-lar ergin iki dosltur, sık sık beraber ge-zerler ve birbirlerinc yardım ederler. kar-deştirler (belki de iivey kardeş, çünkü ay-ni annedcn gelmekle beraber babaları
vet, ben, düne kadar «cansız» diye ta-nımladığınız «Madde»yim. Oysa, ben de «canlı»yım. Ben, siz'den önce «var» dım. Siz'den sonra da «var» ola-cağım.
Hem, konuşurum da!.. Ancak, siz «in-san» 1ar, sizin ölçülerinizle 20. yüzyıl başı-na kadar, benim dilimi anlayamadınız!...
farklı olabilir) bu dostluklan en ufak yas-larındanberi süregelmektedir. Öte yandan biri erkek biri dişi iki kardeş vardır, an-nelcri öldiiğündenberi birbirini asla ter-kcimiyor, arada sırada el ele dolaşıyorlar. Dişi maymunlardan iyi veya kötii anneler olabiliyor, onların davranışlan, yavrulan-nın yctişmesi üzerindc önemli bir rol oy-nar. Yavrusu ile ilgilenen anne maymun onu ileriki hayatı için iyi hazırlamış olur. Bazı dişi maymunlar ilk doğumlannda şaş-kına döncrler. yavrulanna nasıl bakacak-larını bilmezler. Bazılan ise hemen anne-liği başanlar, bunlar iyi yetişmiş maymun-lardır. anneleri kardeşlerinc bakarken se-yirci olmuşlar, onlan taklit etmişler ve teyzelik yapmışlardır, bu bakımdan ana-Jık ödevini bilmektedirlcr Maymunlann (insan hariç) başka hayvanlardan çok da-ha şahsiyet sahibi olmalannda terbiyenin payı büyüktiir, onlar sadecc doğuştan ba-zı karakterlere sahip olmakla kalmayıp, terbiye ile bazı kahplara giriyor ve özel-liklor göstcrebiliyorlar. Maymunlar bazı hislcrinde ve onlan ifade etmekte insanla-ra çok yaklaşmaktadırlar: Birbirlerine el. lcrini uzatırlar sanlırlar, heyccandan bir-birlcrine sanlı vaziyette zıplarlar. komp-lcksli olabilirler, fırtınalı havalarda tıpkı ilkcl insanların yaptığı gibi çılgınca dans ederler.
Sözün kısası. bize ilkel insanlann ha-yatlanna ait örnekler verirler. Jane Goo-dall kitabımn sonunda sosyal davranışta-ki Insan-maymun paralelliğini hatırlatır-ken. ortak bir dededen söz edcr, öylesine bir dedc ki hemcinsleri ile olan ilişkilerin-de sanhr, tokalaşır. okşar ve öpiişürdü.
SCIENCE ET AVENIRden Çevirtn: SELMA ONAT
Benim dilim, sizin dilinize benzemez ki... Gerçi, harflerlc yazılmış, heceler ve keli-melerle konuşamaz. Fakat, dalgalarla ko-nuşurum ben. Ben'deki enerji'yi, yıllar bo-yu, ışık, ısı, renk ve ses adını verdiğiniz çeşitlere dönüştürerek, kendimi size tamt-maya çahştım. Dilimi kavrayamadınızsa, suç benim mi ?..

EkBoyut
AFF5HTE8RL8.pdf 987.35 KB