Genetik Zeka

genbilimleri.jpg

“Gen”lerin ne olduğu konusunda eskilere dayanan bir fikrimiz olmakla birlikte, aslında onlar hakkında pek az şey bilmekteyiz. “Kalıtsal” terimi, bundan 20-30 yıl öncesine kadar, “kader” ya da “alınyazısı” ile neredeyse eş anlamlıydı. Bir kuşaktan diğerine aktarılan özellikler değiştirilemez olarak görülmekteydi. “Bu kalıtsal bir durum, yapabileceğiniz hiçbir şey yok” şeklinde cümleler, kaçınılmaz olana karşı savaşmanın ne kadar beyhude olduğunun ifadesiydi. Örneğin, insanlar; müzik konusunda yetenekli anne babalardan doğan çocuğa da aynı yeteneğin bahşedilmiş olacağını, şeker hastası bir ana-babanın çocuklarının bu hastalığa yakalanma riskinin yüksek olduğunu var sayıyorlardı.

Ruhsal travmaların genlerimiz üzerindeki etkileri-diğer bir deyişle, gen ve zihin arasındaki bağlantı-ilgi çekmeye başladı ve bu ilgi gelecekte de sürecek.

Etrafımızdaki dünyada olup biten sayısız olay böyle bir bağlantının varlığına işaret etmektedir. Örneğin, yaşanan ağır bir şok, kişinin saçlarını bir günde ağartabilmektedir. Bunun aksi bir örnek de, kanser hastalığının son döneminde olan ve birkaç ay ancak yaşayabileceği düşünülen bir kişinin altı ay, bir yıl, belki de uzun yıllar boyu yaşayabilmesidir. Ömründe hiç sigara içmemiş bir insan akciğer kanserine yakalanabilmekte, öte yandan günde yüz tane sigara için bir kişi son derece sağlıklı olabilmektedir. Çok fazla tuz almak tansiyon yüksekliğine yol açar, oysa tuzlu yiyecekleri seven bir kişinin kan basıncı gayet normal seyredebilmektedir.

Eğer bilgi birikimi daha iyi bir hayat sürmemize katkıda bulunuyorsa, bundan şimdi yararlanmalıyız. Bu kitabı yazarken kafamda olan amaç buydu; genlerle ilgili çalışmalarımdan öğrendiğim faydalı ve büyüleyici bilgileri sizinle paylaşmak istedim.